Hepimiz birer Atatürk olmalıyız, olabildiğimiz kadar.

2023 Türkiye’si… Hepimiz için yeni bir umut, yeni bir motivasyon kaynağı oldu. Öyle değil mi? Cumhuriyetin 100. Yılına eriştiğimizde her şey değişmiş olacak. Daha iyi, daha güzel, daha modern, daha konforlu, daha, daha…

Peki ya bugün? Ya geçen 96 yıl? 10. Yılda bir marş daha yazdık; milli duygularımızı daha bir canlandırdık, Cumhuriyet’in gençlerine “Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!” dedik. Sonra?

Gerçek demokrasiyle ilk tanışmamızdan itibaren muhtıralar, darbeler, kutuplaşmalar gördük, yaşadık. Terörle tanıştık bir de… ne içeride ne dışarıda mücadelemiz, kavgamız hiç bitmedi. Yine de başardık ayakta kalmayı. Bugüne geldik. Kolay olmadı, çok kayıp verdik. Sadece PKK ile 84’te başlayan mücadelemizde toplam kaç şehit verdik dersiniz? Ekonomik kayıplar da cabası. Peki ya muhtıraların, darbelerin bedeli?

Bir de dini duygularımızı sömürmesine göz göre izin verdiğimiz, biz izin verdikçe güçlenen, palazlanan bir Fethullah Gülen gördük. Fethullah Gülen’i, Fethullah Gülen yapan bizden başkası değildi. Tahmin edemedik, öngöremedik, hesaplayamadık ona sunduğumuz bu büyük güçle neler yapabileceğini. Felaketin eşiğinden döndük.

Neden anlattım, neden hatırlattım bunca şeyi?

2023’e 4 yıl kaldı. Hükümet yasamada, yürütmede, yatırımlarla, projelerle hazırlıklarını yapıyor 2023 Türkiye’si için.

Biz, vatandaş olarak, millet olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin birer ferdi olarak ne yapıyoruz, nasıl hazırlanıyoruz? Yoksa bir Atatürk daha mı bekliyoruz? Evet, var böyle yaygın bir beklenti, kimimizin sıklıkla dile getirdiği, kimimizin yüksek sesle söyleyemediği… Bu doğru bir aldı mı: Atatürk’ün her şeyi tek başına yaptığı? Elbette, hayır. Atatürk’ü Atatürk yapan da bizdik: O’nu canı pahasına bağımsızlık mücadelesine öncü olmaya iten de bu mücadelede yanında olup zafere götüren de…

Şimdi sıra bizde. Hepimiz birer Atatürk olmalıyız, olabildiğimiz kadar. Cumhuriyet’in 100. Yılına yakışan da budur. Eğer biz bunu başaramazsak bütün o hazırlıklar, yatırımlar yavan kalacak.

Hani her yılbaşında, her yani yıl için dileklerde bulunuruz, bu yıl her şey daha güzel olacak deriz, bir sürü beklentiyle, heyecanla gireriz ya yeni yıla… Ama 1 ocak sabahı uyandığımızda bir de bakarız ki her şey aynı, dünün aynısı… İşte 100. Yıl da 2013 de bunun ötesine geçemez. 4 yılımız var, yani hala geç değil. İşe “Atatürk olmak ne demek?” sorusunun cevabını aramakla başlayabiliriz…