EKRANDAKİLERLE AKRABA OLDUK!

Onları ekranların değişmez artistleri olarak açık oturum programlarında hemen hemen her gün görmekteyiz… Gazeteci, araştırmacı yazar, hukukçu, siyasetçi, akademisyen, rektör, eski asker ve bürokrat gibi değişik meslek gruplarına sahip olan bu insanlar hemen hemen her gün seksen milyonla alay edercesine ekranlarda boy gösteriyorlar…

Siz bakmayın onların mesleklerine, zira bütün konularda uzmanlar… Evlendirme programları bile yapabilirler…

Benim yaşımda olanlar bilirler; eskiden Hunat Camii’nin önünde tezgah açanlar olurdu. Baş ağrısına, diş ağrısına, eklem romatizmasına, sinüzite, kaşıntıya, kansere, vereme çare olduğunu söyleyen “Adam Otu” gibi her derde dermanlar olurdu…

Depremden ekonomiye, dış siyasetten iç siyasete, töre cinayetlerinden, siyanürle intihara, terörden boşanmalara, Kanal İstanbul’a, hekimlikten, cinsel isteksizliğe, küresel ısınmadan spora vs. aklınıza ne gelirse her konuda bilgiye sahipler…

Konu gastronomi dahi olsa en iyi “bulgur pilavı” tarifi vereceklerinden şüphe yok… Onları ektirdikleri saçlarından, giydikleri kıyafetlerden, parmaklarındaki yüzüklerinden, yakalarındaki rozetlerinden, türbanlarından, makyajlarından, konuşma üsluplarından dahi tanır olduk, akraba olduk…

Bu akrabalarla öyle yakınlık kurduk ki en yakın dost ve akrabalarımızı onlar kadar göremiyoruz desek yalan söylememiş oluruz.

Açık oturumların meslek yüzlerini gördükçe Yeşil Çam Sokak’ta rol bekleyen figüranları hatırlamaktayız…

Ülke gündemi zengin, konu çok. Ekran deseniz; o dar… Bu harika beyinlerin seksen milyona söyleyecekleri çok… Allah eksikliklerini vermesin… Onlar olmazsa bu ülkenin hali ne olur? Onları seyrettikçe ülkede bu kadar üniversitenin olmasının israf olduğu akla geliyor.

Sabaha kadar gözümüzü kırpmadan seyrettiğimiz, bilgilendiğimiz eski açık oturumları nasıl da özlüyoruz…