Seçim Konusu Bir An Evvel Gündemden Çıkmalı (mı?)

Gamze Şule – Editör

Ülkemizin yoğun ve zorlu süreci atlatabilmesi için seçim konusunun bir an önce gündemden çıkması gerek (mi?) 

Türkiye’de siyaset sahnesi hep çok hareketli, çoğu zaman keskin çekişmelerin yaşandığı bir alan oldu. 15 Temmuz öncesi ve sonrasında yaşananlar, bölücü terör örgütüne destek veren kesimin resmen siyaset sahnesine çıkması bu sahneyi daha da alevlendirdi, şüphesiz. Bütün bunların üzerine bir de yönetim sisteminin kökünden değişmesi eklenince tarihi 24 Haziran olarak belirlenen erken seçimler hem siyaset dünyasında hem kamuoyunda yani seçmen cephesinde hem de uluslararası kamu ve siyaset cephesinde ciddi hareketlenmelere yol açtı, kaçınılmaz olarak.

16 Nisan 2017; Türkiye’de yönetim sistemini değiştirecek 18 maddelik anayasa değişikliğini referandumla oyladık ve kabul ettik. Buna göre 2019’da yapılacak seçimlerle ülkemizin yönetim sistemi değişecekti. Ancak, her ne olduysa o dönem kesinlikle seçimlerin 2019’da yapılmasında kararlıyız; seçimler öne alınmayacak söylemlerine rağmen, seçmenin önüne 24 Haziran Erken Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimleri’ni getirdi. Bu ‘her ne olduysa’nın farklı çevrelerde farklı cevapları var elbette, malumunuz üzere. Öne çıkanları; ekonomik kriz, MHP’nin İYİ Parti nedeniyle oy kaybı kaygısı, sınır ötesi harekatlarımız nedeniyle uluslararası arenada Türkiye’yi köşeye sıkıştırma girişimlerine karşı önlem alma şeklinde sıralayabiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasındaki erken seçim kararı gerekçesini hatırlayalım;

“Cumhurbaşkanı ile hükümetin uyumlu çalışması sayesinde ciddi bir sorun yaşanmıyor gibi gözükse de eski sistemin hastalıkları attığımız her adımda karşımıza çıkabiliyor. Buna rağmen tercihimiz hep milletimize verdiğimiz taahhüde uygun şekilde 2019 Kasım seçimlerine kadar dişimizi sıkmaktan yana olmuştur. Ancak, gerek Suriye’de yürüttüğümüz sınır ötesi operasyonlar, gerek Suriye ve Irak merkezli olarak yaşanan Bölgemizdeki tarihi önemdeki hadiseler Türkiye’nin bir an önce belirsizlikleri aşmasını zorunlu hale getirmiştir. Ülkemizin geleceğine yönelik kararların daha güçlü şekilde alınabilmesi ve uygulanabilmesi için yeni yönetim sistemine geçiş giderek daha da aciliyet kesbetmeye başlamıştır. (…) Türkiye’nin içinde bulunduğu iç ve dış gündemin yoğunluğu, erken seçim kararının açıklanmasıyla ortaya çıkacak belirsizliğin bir an evvel ortadan kaldırılmasını zorunlu kılıyor. Suriye’deki gelişmelerin hızlandığı, makroekonomik dengelerden büyük yatırımlara kadar her konuda çok önemli kararlar vermemiz gereken bir dönemde seçim konusunu ülkemizin gündeminden bir an önce çıkarmamız şarttır.”

Bu açıklamadan, ülkemizin iç ve dış siyaset ve ekonomi alanlarında son derece önemli, belirleyici adımlar atılması gerekeceği, hem de çok acil biçimde. Ve bu yoğun hareketliliğe bir de seçim senaryoları, polemikleri, belirsizlikler eklenirse çok büyük bir siyasi ve ekonomik krizin içine düşmemiz kaçınılmaz olacağından seçim ve/veya yönetim sistemi değişikliği sürecinin bir an önce gündemimizden çıkarılması gerektiği anlaşılıyor. Ve hızla yoğunlaşan bu gündemi daha da yoğun ve karmaşık hale gelmeden yönetebilmek için 66 gün sonrasına belirlendi seçim takvimi. Kamu çalışanlarından milletvekilliği adaylığı için istifa süreci o kadar kısaydı ki kamuoyu kimlerin istifa ettiğini takip etmekte dahi zorlandı. Öyle görünüyor ki, yine aynı hızla tam olarak ne olduğunu anlayamadan seçim günü gelmiş olacak.

Dileğimiz, tüm Türk Milleti gibi, bu sürecin maksimum huzur, güven, saygı ortamında tamamlanması ve hakikaten Sayın Cumhurbaşkanımızın da temenni ettiği gibi iç ve dış siyaset ve ekonomi alanlarında gerekli ve doğru adımları, en doğru, en hakkaniyetli biçimde atabilmeyi başarırız; ve bu yoğun ve zorlu süreci milletçe en iyi şekilde atlatırız